Sik kullanilanlara ekle
relojes web gratis

« Önceki |

2.23.2008

NANKÖR



aranızda "kedi" var mı


nankörce
sevesim geldi



                                   A.CANN / Naci ÖZCAN

 

 

 

2.21.2008

BAĞLAÇ HALİ



ve

bağlamazsam
cümlelerimi
ardımdan ağlayacak
ki
belki de
yok olacak

                  



                A.CANN / Naci ÖZCAN

2.19.2008

KÖR HALİ



yazamıyorum
karanlığı yakın


yoksa

okuyamıyorum



A.CANN / Naci ÖZCAN

2.17.2008

KENDİNE PARANOYA

  (Sesim'e)                                                                                                        

bazı konuşmalar tek kişiliktir
içten

sesiz

 ve

kalabalık




ki’lere takılma be hasan

ki

her görmediğimizi
hiç bilmiyor olsaydık keşke

hepsi
hepsi meral kadardı yüreğim

-meral

vapur gibi tıklım tıklım mısralar

hepsi
ar


sırasız karmaşık
kadıköy – karaköy

yüksek kaldırımda alçak insanlar

hüseyin


gül

ay



buldunuz mu
var mıymış boş iskele

yok sizi görmeye gelmedim

“bu amca bizi görmeye geldi”

sizi değil
sizi göremezdim ki

benim paranoyam vardı

“hay  amına koyayım

burası çok yokuş”

-1 güne sığar mı
3 paket sigara

“benim paranoyam da var zaten
vapur da tıklım tıklım”

-anlamadınız zaten


“siz hiç mercimek çorbasını sirkeli içtiniz mi”

-abla mendil

sergiden çıktım beyoğlu’nda

-abi gül

kime ki


tim
bir dikişlik hayat

sadece
bir
dikiş

-bir dikiş mi

offf ya
dalaşacak güneş bile yok
-salak

geceleri güneş mi olur ki

-lan baksana şu mendilci kıza


hangisi


-gül satan çocuğun yanındaki

son
bahar yüzlü olana mı

sonbahar

-ulan karı olmak vardı şimdi

ne

-ağlamak için be

hem rimelim de akardı



-yuh be rakının tortusu mu olur

yok ya
mendil satan çocuğun tortusu kaldı içimde

-tortu
ne tortusu be

-aman allah’ım yaa
al işte yine oldu

zıkkımın dibi yine ne var

-sana o kadar da söyledim

 şunu tekrarlama diye

neyi

-“karı olmak vardı” diye

al işte
yine döllendim şiire

-hasan
gülay
meral
hüseyin
çıkmaz sokak
sirkeli mercimek


bankomatta çocuk mu yatıyor

-sen istanbul’u seviyor  muydun  

şehir baz aşk
küfürbaz aşk
düzenbaz aşk
şiir baz aşk

şehir bana ihanet
sokak
sokak
sok
ak

-kaçalım artık
öbürsü gün 23 nisan

-bayram yaa

şerefe

-çocuklar

paranoyam var

yokuş çıkamam

-gelemedim size çocuklar

evim sıcaktı da



                                                                                         A.CANN / Naci ÖZCAN

2.13.2008

ÇOK POZLANMIŞ KEDİLER VE SÜRGÜN YEŞİLİ

            ağaçların sürgün haliyim

                 fotoğraflar yaprak yaprak

bükülürken içine zaman

hiçbir  an’a değmeden

yanık bir negatifte

saklıyorsun kendini

seni hatırlatıyor

kuyulara basılmış

kekremsi yeşil bir zeytin

hangi tere dokunsam

dağlarda soğuk bir gece

ve

hangi seni öpsem

kör bir yoksunluk
 

bilinmedik bir dil bozarken

tenimin rengini

dipsizliğin içine akardı düşüncelerim

ben

gayya kuyusundan içerken kendimi

zamana gümüşnitrat verirdi rengini

ve 

sönerdi ışığın tortusu

ardından

ağlar

siyah-beyaz akardı zamanlar

cebimde

ekilmemiş esrarlı polenlere

bulaşırken ellerim

karanlık sokaklarda

zıvanası patlar gözlerimin


korkarım

değil mi ki

ansızın

sığındığım

kendime yabancı

bir kadını 

terk ederim

katran karası kediler yürür yanım sıra

cigara sarısı parmaklarımı

görmemek için

bir kedi ile dağlarım gözlerimi

ve

zeytin ağacının dibine

vangok’un boyadığı

kedinin rimeli damlar


mevsimidir

dal budak salar kuytular

kessem bileğini

yaprak yaprak yeşil kanar

narin yeşil bir yaprak

ki

duymaz kimse çıtırtısını

ellerim tek başına

sürgünleri yaşar


gidiyorsun biliyorum

ve

erguvanlar patlıyor bu şehirde

boğaz sırtları baştan sona havai fişek


ardından

zifiri asfaltın parlayan  gözleri

kendini kutsuyor karanlıkta

yolcu etmek için

uğur böcekleri doluşuyor limanlara

gemiler saplanıyor şehrin gözlerine

sallanmak için bir el kalkıyor


yoksun


beynimde

bir tümör seni arıyor

ve

körlemesine büyüyor


son yolculuk

son dalga

ne zaman denizin böğrüne

saplanmış bir limanı

bıraksam ardımda

rengi bal kırmızı

çok pozlanmış güneşte

hangi kediyi okşasam renk körü

ve

gölgesi daha bir karanlık

daha bir  saldırgan

ki

parmaklarım eski bir fotoğraf


ne zaman sarsam yaralarını

bilirim  istiridyeler keser elimi

umutsuzca

temize çeksem şehrimi

ilk sen kirletirsin beni


adını tükürüyorum

boğazımdan

ve

ardından çöktü çökecek istanbul

taşıyamıyorum  şehri

inlesem

kediler bulacak

düşünsem

trenler raydan çıkacak

ağlasam

tüm gemiler batacak

düşünme

bilmiyorsan sor

ve

git başımdan aşk

ilk baharı yok bu şehrin

epilepsi kör bir tırtıl kemiriyor bileğini

yan bahçede

yaprak kesen karıncalar

dikiyor yuvalarına gözlerimi

ışık kırılıyor ferimde


ve

karanlık

bir afrikalı kadın gibi

kesiyor bileğimi

bileklerim

bileklerin

kaba ellerim

yok bahar

sonbahar

yeşilden sürgün ellerim

çok pozlanmış bir kediye kanar
                                                                          A.Cann / Naci Özcan

Kategorilerim

    Blogcu ile yapıldı
    Stat Counter