2.13.2008
ÇOK POZLANMIŞ KEDİLER VE SÜRGÜN YEŞİLİ
ağaçların sürgün haliyim
bükülürken içine zaman
hiçbir an’a değmeden
yanık bir negatifte
saklıyorsun kendini
seni hatırlatıyor
kuyulara basılmış
kekremsi yeşil bir zeytin
hangi tere dokunsam
dağlarda soğuk bir gece
ve
hangi seni öpsem
kör bir yoksunluk
bilinmedik bir dil bozarken
tenimin rengini
dipsizliğin içine akardı düşüncelerim
ben
gayya kuyusundan içerken kendimi
zamana gümüşnitrat verirdi rengini
ve
sönerdi ışığın tortusu
ardından
ağlar
siyah-beyaz akardı zamanlar
cebimde
ekilmemiş esrarlı polenlere
bulaşırken ellerim
karanlık sokaklarda
zıvanası patlar gözlerimin
korkarım
değil mi ki
ansızın
sığındığım
kendime yabancı
bir kadını
terk ederim
katran karası kediler yürür yanım sıra
cigara sarısı parmaklarımı
görmemek için
bir kedi ile dağlarım gözlerimi
ve
zeytin ağacının dibine
vangok’un boyadığı
kedinin rimeli damlar
mevsimidir
dal budak salar kuytular
kessem bileğini
yaprak yaprak yeşil kanar
narin yeşil bir yaprak
ki
duymaz kimse çıtırtısını
ellerim tek başına
sürgünleri yaşar
gidiyorsun biliyorum
ve
erguvanlar patlıyor bu şehirde
boğaz sırtları baştan sona havai fişek
ardından
zifiri asfaltın parlayan gözleri
kendini kutsuyor karanlıkta
yolcu etmek için
uğur böcekleri doluşuyor limanlara
gemiler saplanıyor şehrin gözlerine
sallanmak için bir el kalkıyor
yoksun
beynimde
bir tümör seni arıyor
ve
körlemesine büyüyor
son yolculuk
son dalga
ne zaman denizin böğrüne
saplanmış bir limanı
bıraksam ardımda
rengi bal kırmızı
çok pozlanmış güneşte
hangi kediyi okşasam renk körü
ve
gölgesi daha bir karanlık
daha bir saldırgan
ki
parmaklarım eski bir fotoğraf
ne zaman sarsam yaralarını
bilirim istiridyeler keser elimi
umutsuzca
temize çeksem şehrimi
ilk sen kirletirsin beni
adını tükürüyorum
boğazımdan
ve
ardından çöktü çökecek istanbul
taşıyamıyorum şehri
inlesem
kediler bulacak
düşünsem
trenler raydan çıkacak
ağlasam
tüm gemiler batacak
düşünme
bilmiyorsan sor
ve
git başımdan aşk
ilk baharı yok bu şehrin
epilepsi kör bir tırtıl kemiriyor bileğini
yan bahçede
yaprak kesen karıncalar
dikiyor yuvalarına gözlerimi
ışık kırılıyor ferimde
ve
karanlık
bir afrikalı kadın gibi
kesiyor bileğimi
bileklerim
bileklerin
kaba ellerim
yok bahar
sonbahar
yeşilden sürgün ellerim
A.Cann / Naci Özcan

Konu: cann'a
sen var ya sen..
aşkın adısın,
kimliğinde başka şeyler yazsa da,
silinse de;
soyadısın.
bir kordonla bir şehirden ötekine bağlanmış,
göbekadısın..
sen her ülkede,
her dilde,her ağızda,
söylenmemiş her kelamda,
aşksın...
Bağlantı »